TRANS OLMAK ÖZENTİLİK MİDİR?

By | Eylül 27, 2021 Leave a Comment

     Uzun bir aradan sonra, merhaba arkadaşlar. Uzun zamandır yoktum çünkü konu yazmak için fikir aklıma gelmiyordu. Bugün; bizlerin kafasını karıştırmak için kullanılan temel bir argümanı ele alacağım. Bunun sebebi ise son zamanlarda artan nefret ile hoşgörü sahibi olmayan insanların daha fazla önünün açılmış olması. Bu başlığı okuyunca gözünüzde bir akranınızın, arkadaşınızın, akrabanızın yada değer verdiğiniz herhangi bir insanın konuşması muhtemelen canlanmıştır. Genel anlamda, psikoloji üzerinden ele aldığınızda; bir insanın direncini kırmak için yapılabilecek şeylerin sayısı bellidir. Bu teknikleri siz bilmeseniz bile çevrenizde istemli veya istemsiz şekilde kullanan insanlar vardır. 

    Eğer, Transeksüellik Sendromu veya Transeksüalite kavramlarından herhangi birinin sizin yaşadığınız durumu tanımlayabileceğini düşünüyorsanız, bu konuda kendinize yapabileceğiniz iyilik bellidir. Genel anlamda, Transeksüellik yada LGBT kavramlarıyla alakalı pozitif yada negatif yorumu bulunmayan ve bu konuda objektif olacağından tamamiyle emin olduğunuz klinik psikologlar yada cinsel gelişim konusuyla alakalı çalışmalar yapmış ve gene aynı şekilde bu konularla alakalı pozitif veya negatif yorumu veya fikri bulunmayan klinik psikologlarla çalışma başlatarak bu konuda kendinizden emin olabilirsiniz. 

    İlk blog yazmaya başladığımdan beri bu tarz durumlarda genelde uzman olan kişilerden görüş veya tavsiye almanız gerektiğini söyledim çünkü; bu konuda iyimser veya kötümser görüşten ziyade objektif görüşlere ihtiyacınız var. Bu konuda da zaten yeri geldiğinde akraba olan psikologlara bile gidilmemesi gerekiyor. Çünkü insan bazen akrabası veya yakınında bulunan insanla alakalı objektif kalamıyor. Bu kısımla alakalı ileriki zamanlarda derlediğim uzman olan psikologların listesini paylaşacağım veya bu gönderiyi güncelleyip altına bu konuyla alakalı kısmını eklerim.

    Gelelim, konunun diğer yüzüne. Bu konuda görüşleri en fazla negatif etkileyenler; temel anlamda bilinçli olarak art niyetli davranan ve LGBT bireyi olduğunu beyan edip bu konu üzerinden prim yapmaya çalışan insanlar, filmlerde bulunan çarpık gerçekliktir. Sadece özenti ile bu kadar komplikasyon ihtimali bulunan, toplumdan dışlanmaya sebep olacak bir durumu tercih etmek sadece holywood gerçekliğinde yaşanabilecek bir durumdur. Bu tarz filimlerde ise genelde LGBT bireylerin mutlaka bar gibi yerlerde görünüp, arka arkaya güvensiz ilişkiler yaşadığı da geçer ki zaten bu tarz filmlerin de toplumumuzun LGBT`ye olan bakış açısını olumsuz etkilediğine inanıyorum. Sonuçta, kültürümüze yabancı olduğu için LGBT bireylere nasıl davranılması gerktiğini bilmeyen veya LGBT bireylerin günlük hayatta nasıl davrandıklarını veya neler yaptığını bilmeyen insanlar bu filmlerden negatif düşüncelere kapılabiliyor. Genel anlamda bir filme ulaşmak, bir kitaba veya bir teze ulaşmaktan daha kolaydır. İnternet çağıyla beraber her ne kadar bilgiye ulaşmak kolaylaştıysa aynı düzeyde tembellik de arttı.

    Bu konu ile alakalı çekilmiş olan çok fazla film var. Holywood ve diğer yerlerden çıkma olan bütün süreç boyunca çok farklı filmler bulabilirsiniz. Bu konuyla alakalı araştırma yaparak çekilmiş olan belgeselleri bulabilirsiniz, benim izlediğim belgesel olan Disclosure isimli belgesel üzerinden konuyu ele almak istiyorum. Zamanında transları palyaço veya anlık olarak yapaylaşma dürtüsüyle boyanan insanlar olarak gören, transları görünce kusan erkekler, katil transeksüeller, sürece girdiği için kanserden ölenler, barlardan çıkmayan ve güvensiz sık sık ilişkiye giren seksomanyak transeksüeller veya lgbt bireyleri. Az önce sadece bir cümle ile filmlerin evrimleşmesini anlattım. Yanlış anlamayın, beş parmağın beşi bir değil. Emin olun, bu dünyada yaşayan çok farklı insanlar var ve bu bizlerin algılayabileceğinden çok daha fazla çeşit demek. 

    Kimse sadece LGBT bireyi olduğu için melek olamaz veya aynı kafayla LGBT bireyi olanlar sadece bu sebeple şeytan olamaz. Bu konuyla alakalı farkındalığımız düşük olduğu için etkileriyle gün boyu uğraşabiliyoruz. Televizyon yada genel anlamda medya mecralarından, ailelerimizin fikirlerinden sandığımızdan daha fazla etkileniyoruz. Kendimize ve topluma olan bakış açımızdan tutun da gelecek hedeflerimize kadar çok konuda etki altındayız. Kişisel farkındalığımızın düzeyi de bu etkilenme düzeyimizi belirliyor tabii. Kişisel farkındalığınızı geliştirmeniz ve bu konu ile alakalı bol bol kitap yada makale okumalısınız.

    Kendinizi bolca geliştirebileceğiniz bir gelecek dileğiyle dostlar, sağlıcakla kalın.

Önceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: