Son Gönderiler

    Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle mastektomi öncesi yapılması ve yapılmaması gereken şeyleri konuşacağız. Bildiğiniz üzere mastektomi süt bezlerinin alınmasıyla beraber göğüslerin küçülmesini sağlayan bir operasyondur. Farklı kesi yöntemleri uygulanarak yapılabilen bu ameliyatta, yapılacak kesi yöntemini, alınacak olan süt bezleri ve yağ dokusunun büyüklüğü belirler. 

    Öncelikle; doktor olmadığımı ve medikal alanda eğitimim olmadığını belirtmek isterim; vereceğim tavsiyeler çevremde bu ameliyatı olan arkaşlar ve danıştığım doktorlardan aldığım tavsiyelerdir. Bu sebeple, bu tavsiyeleri uygulamadan önce lütfen doktorunuza yada göğüs hastalıkları bölümünden bir doktora danışın.

    Gerekli uyarıları da yaptığıma göre listemize geçelim;

* Düzenli olarak kan değerleri ölçümü yaptırılması; bu sayede ameliyat olmadan önce vücudunuzda eksik veya fazla olan vitamin, mineral veya hormonları görebilir, sağlığınızı koruyabilirsiniz.

* Gerekli ve doğru şekilde beslenme; geçirecek olduğunuz operasyon bedeninizi yoracağı için öncesinde gerekli beslenme düzenini oluşturarak bu süreci daha kolay atlatabilirsiniz.

* Düzenli spor yapılması; ameliyattan sonra ortalama 1 ay gibi bir süre daha az hareket edeceğiniz için kas kütlenizi ameliyat öncesinde korumalısınız.

* Psikolojik destek alınması; bildiğiniz üzere ameliyat zor bir karar olduğu ve bu süreçten sonra görünüşünüz değişeceği için profesyonel yardım alarak bu süreci en iyi şekilde yönetebilirsiniz.

* Alkol ve sigaradan uzak durmak; alkol karaciğeri yorduğu için ameliyat esnasında alacağınız anesteziyi karaciğerinizin parçalaması zorlaşabilir. Sigara kullanmak kalp ve damar tıkanıklığı riskini arttırdığı için ameliyat sonrası komlikasyon yaşama riskiniz artar. Meme ucu düşmesi gibi sorunlarla karşılaşabilir veya pıhtı atması gibi ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz.

    Not: Eğer; sigara, alkol, uyuşturucu gibi maddelere bağımlıysanız, bu bağımlılıkları tek seferde hemen kesmek yerine bu konularda uzman psikologlardan yardım almalı ve verdikleri tavsiyelere uymalısınız. Ani şekilde bırakılan bağımlılıklar ruh sağlığınızı veya bedeninizi olumsuz şekilde etkileyebilir. Tekrar ediyorum, bu bahsettiğim durumlar sadece bağımlılar için geçerlidir, tek tük içiyorum yada arada kullanıyorum diyorsanız, ne olursa olsun bırakmalısınız. 

    Doktorların fobik olmasından endişeleniyorsanız; çeşitli lgbt derneklerinin destek hatlarına bağlanarak fobik olmayan doktorları sorabilir, transeksüelite veya trans ameliyatlarıyla alakalı olan sayfalara ilan verebilirsiniz. Psikoloji yardım konusunda ise; klinik psikologların fobik çıkma ihtimalleri daha azdır ama aynı şekilde araştırabilirsiniz, doktorlar hakkında yorum bırakılabilen sayfalara göz atabilirsiniz.

    Bu verdiğim tavsiyeler ameliyat öncesi ortalama 2 ay boyunca yapılması gereken şeylerdir. Bildiğiniz üzere alkolün vücuttan atılması 40 gün sürdüğü için bu rakamı veriyorum. Bu konuları da aynı şekilde doktorunuza sorabilir ve ameliyat günü almadan önce sizi muayene ettiği süre zarfında verdiği tavsiyelere uyabilirsiniz.

    Yazıma son vermeden önce, ne olursa olsun her halinizle tamam olduğunuzu unutmayın dostlar. Daima kendinizi sevin çünkü kimse sizi sizin ihtiyaç duyduğunuz şekilde sevemez. Bir gün hayal ettiğiniz hayata kavuşmanız dileğiyle dostlarım; kendinize çok iyi bakın, esenlikle kalın.

 

     Uzun bir aradan sonra, merhaba arkadaşlar. Uzun zamandır yoktum çünkü konu yazmak için fikir aklıma gelmiyordu. Bugün; bizlerin kafasını karıştırmak için kullanılan temel bir argümanı ele alacağım. Bunun sebebi ise son zamanlarda artan nefret ile hoşgörü sahibi olmayan insanların daha fazla önünün açılmış olması. Bu başlığı okuyunca gözünüzde bir akranınızın, arkadaşınızın, akrabanızın yada değer verdiğiniz herhangi bir insanın konuşması muhtemelen canlanmıştır. Genel anlamda, psikoloji üzerinden ele aldığınızda; bir insanın direncini kırmak için yapılabilecek şeylerin sayısı bellidir. Bu teknikleri siz bilmeseniz bile çevrenizde istemli veya istemsiz şekilde kullanan insanlar vardır. 

    Eğer, Transeksüellik Sendromu veya Transeksüalite kavramlarından herhangi birinin sizin yaşadığınız durumu tanımlayabileceğini düşünüyorsanız, bu konuda kendinize yapabileceğiniz iyilik bellidir. Genel anlamda, Transeksüellik yada LGBT kavramlarıyla alakalı pozitif yada negatif yorumu bulunmayan ve bu konuda objektif olacağından tamamiyle emin olduğunuz klinik psikologlar yada cinsel gelişim konusuyla alakalı çalışmalar yapmış ve gene aynı şekilde bu konularla alakalı pozitif veya negatif yorumu veya fikri bulunmayan klinik psikologlarla çalışma başlatarak bu konuda kendinizden emin olabilirsiniz. 

    İlk blog yazmaya başladığımdan beri bu tarz durumlarda genelde uzman olan kişilerden görüş veya tavsiye almanız gerektiğini söyledim çünkü; bu konuda iyimser veya kötümser görüşten ziyade objektif görüşlere ihtiyacınız var. Bu konuda da zaten yeri geldiğinde akraba olan psikologlara bile gidilmemesi gerekiyor. Çünkü insan bazen akrabası veya yakınında bulunan insanla alakalı objektif kalamıyor. Bu kısımla alakalı ileriki zamanlarda derlediğim uzman olan psikologların listesini paylaşacağım veya bu gönderiyi güncelleyip altına bu konuyla alakalı kısmını eklerim.

    Gelelim, konunun diğer yüzüne. Bu konuda görüşleri en fazla negatif etkileyenler; temel anlamda bilinçli olarak art niyetli davranan ve LGBT bireyi olduğunu beyan edip bu konu üzerinden prim yapmaya çalışan insanlar, filmlerde bulunan çarpık gerçekliktir. Sadece özenti ile bu kadar komplikasyon ihtimali bulunan, toplumdan dışlanmaya sebep olacak bir durumu tercih etmek sadece holywood gerçekliğinde yaşanabilecek bir durumdur. Bu tarz filimlerde ise genelde LGBT bireylerin mutlaka bar gibi yerlerde görünüp, arka arkaya güvensiz ilişkiler yaşadığı da geçer ki zaten bu tarz filmlerin de toplumumuzun LGBT`ye olan bakış açısını olumsuz etkilediğine inanıyorum. Sonuçta, kültürümüze yabancı olduğu için LGBT bireylere nasıl davranılması gerktiğini bilmeyen veya LGBT bireylerin günlük hayatta nasıl davrandıklarını veya neler yaptığını bilmeyen insanlar bu filmlerden negatif düşüncelere kapılabiliyor. Genel anlamda bir filme ulaşmak, bir kitaba veya bir teze ulaşmaktan daha kolaydır. İnternet çağıyla beraber her ne kadar bilgiye ulaşmak kolaylaştıysa aynı düzeyde tembellik de arttı.

    Bu konu ile alakalı çekilmiş olan çok fazla film var. Holywood ve diğer yerlerden çıkma olan bütün süreç boyunca çok farklı filmler bulabilirsiniz. Bu konuyla alakalı araştırma yaparak çekilmiş olan belgeselleri bulabilirsiniz, benim izlediğim belgesel olan Disclosure isimli belgesel üzerinden konuyu ele almak istiyorum. Zamanında transları palyaço veya anlık olarak yapaylaşma dürtüsüyle boyanan insanlar olarak gören, transları görünce kusan erkekler, katil transeksüeller, sürece girdiği için kanserden ölenler, barlardan çıkmayan ve güvensiz sık sık ilişkiye giren seksomanyak transeksüeller veya lgbt bireyleri. Az önce sadece bir cümle ile filmlerin evrimleşmesini anlattım. Yanlış anlamayın, beş parmağın beşi bir değil. Emin olun, bu dünyada yaşayan çok farklı insanlar var ve bu bizlerin algılayabileceğinden çok daha fazla çeşit demek. 

    Kimse sadece LGBT bireyi olduğu için melek olamaz veya aynı kafayla LGBT bireyi olanlar sadece bu sebeple şeytan olamaz. Bu konuyla alakalı farkındalığımız düşük olduğu için etkileriyle gün boyu uğraşabiliyoruz. Televizyon yada genel anlamda medya mecralarından, ailelerimizin fikirlerinden sandığımızdan daha fazla etkileniyoruz. Kendimize ve topluma olan bakış açımızdan tutun da gelecek hedeflerimize kadar çok konuda etki altındayız. Kişisel farkındalığımızın düzeyi de bu etkilenme düzeyimizi belirliyor tabii. Kişisel farkındalığınızı geliştirmeniz ve bu konu ile alakalı bol bol kitap yada makale okumalısınız.

    Kendinizi bolca geliştirebileceğiniz bir gelecek dileğiyle dostlar, sağlıcakla kalın.

     Bugün bu yazıyı yazma sebebim, sadece bazılarımızla hislerimi paylaşmaktır, iyi okumalar. 

        Zaman zaman olur ya, ailemiz korkutur gözümüzü. Zaman olur, hayattan çok ölüm cazip gelir. Ailemizim bizi öldürme ihtimali alelade bir ölümden daha korkunç gelir. Çok korktuğumuz şeyler olur hayatta, kendi renklerimizi kaybetme eşiğine geliriz veya belki kaybederiz.

    


    Bazen çevremde arkadaşlarım oluyor, bazıları renklerinin solmasından korkuyor; bazıları da ailesinden zarar görmekten. Aslında, aileler belki bir görseler o an o kişinin kalbini korkacak, duracak. Ama; o kadar kör bir toplumuz ki canım dedikleri kişilerin kalbini göremiyorlar bazen. Bu asla bir savunma veya bahane olmayacak, bu olsa olsa mağdur kişinin beli doğrulunca kendine verdiği bir telkin olarak kalacak.

    Bir çocuk hayata ilk gözlerini açtığında, ilk attığı adımda, ilk söylediği sözde ailesi ile olur genelde. Aile hayat verir çocuğa, güven verir, umut verir, can verir. Aile; senin yaşam eksenini çizer bazen. Bu yüzden, ailesinden yaralı olan birinin de acısı kolay kolay geçmez. Çünkü o şefkat, merhamet, sevgi duygularının yerini dolduracak bir şey yoktur. Bundan ruhumuz hastalanır zaten. 

    Doğduğun zamandan beri seninle ilgilenen, sana sevgi gösteren, hastalanınca senin başında duran, ağlarken sırtını sıvazlayan insanlar; senin LGBT bireyi olduğunu öğrenince sana sert davranıyorsa; toplum her şeyden önce senden aileni çalmıştır. Bu hissin nasıl olduğunu yarım yamalak da olsa bilirim. Söyleyebileceğim bir şey de yok, bu konuda.

    Lakin, toplumun dediği gibi canavar olmuyorsun o itirafla. Ailen sana öyle baksa bile, sen yıllardır o ailede büyüyen çocuksun. Ailen artık aynı olmasa da sen hala aynısın. Aslında hiç değişmedin, sadece renklerinin solmasından korkuyorsun artık. Ailene aslında aynı olduğunuzu anlatmaya çalışıyorsun belki, bunun senin bir parçan olduğunu.

    Argümanlar oluyor bazen; "Senin erkek sevgilin oldu trans olamazsın, sen makyaj yaptın bilmem kaç yıl boyunca, sen regl oldun, senin kız sevgilin oldu, sen sadece özeniyorsun küçükken de böyleydin, bilmem kim senin aklını bulandırmış " ve sonra bu argümanların içinde kayboluyorsunuz ve fark ediyorsunuz; sadece doğal olmak istiyorsun, sıradan olmak istiyorsun. 

    Kendini sürekli istediğin şeyler için "olmasa da olur" diye teselli ediyorsun, kendinizi zorlamaya başlıyorsun. "Saçımı kesmesem de olur kökü bende zaten kessem de uzayacak." , "Binder giymesem de olur hem zaten ilerde göğüslerimi aldıracağım." , "Pembe giysem bir şey olmaz hem erkekler de pembe giyiyor." , "Makyaj yapsam bir şey olmaz hem erkekler de makyaj yapıyor."... Ama unuttuğumuz şey, sabır taşının bile dert sınırı var, sonrasında çatlıyor. Aileni kaybetmek istemiyorsun çünkü, ailenden kopmak istemiyorsun. Gün gün sana karşı sesler yükseliyor, bağırışlar artıyor. Sen de ailen için normalleştirdiğin tabularınla yamalı bohça gibi kalıyorsun.

    Kendine aynada bakıyorsun, kendini parçalamak istiyorsun o an belki de. Sana sadece "sabret" diyorlar. Sense sabır taşına iyi şeyler fısıldamaya çalışıyorsun, çatlamasın diye. İnsanlar, asla içini bilemez; bazen "damdan düşen anlar" diyoruz ya, o bile yetmiyor. Sesini senden başka kimse yeteri kadar duyamaz, canım kardeşim.

    Buranın sonunda söyleyebileceğim bir çare yok; kel ilacı olsa kendi kafasına sürermiş. "Bu yüzden" diyerek başlamayacağım son paragrafa. Her insanın kendi çaresi farklıdır. Eğer sende benim gibi hissediyorsan ve bunları yaşadıysan; bil ki ruhun hastalanabilir. Dikkat et kendine, renklerine.

Kısaca; gelecek nesilde bir çocuğun bu ikilemde kalmamasını ümit ederek bitiriyorum bu yazıyı. Kendinize çok iyi bakın, sağlıcakla kalın.



    Bugünkü konumuz; steroidlerin yan etkilerini azaltabilmek için yapılabilecek şeyler. 




        Bildiğiniz üzere süreç esnasında kullanılan belirli hormonlar vardır ve bu hormonlar vücutta bazı şeylerin değişmesine katkı sağlar. Diğer yandan; steroidleri kullanırken bilinçli olmakta fayda var. Çünkü kullanılan her yapay madde gibi steroidlerin de çeşitli yan etkileri bulunmaktadır. Bunları o ilaçların prospektülerine webden ulaşarak öğrenebilirsiniz. Bazı yan etkiler kaçınılmaz olsa da belirli şeylere dikkat ederek diğer yan etkileri azaltabilirsiniz;

 * Süreç öncesinde veya esnasında hormon kullanırken doktora mutlaka danışın.

 * Beslenme planı oluşturun.

 * Hazır veya paketlenmiş gıdalardan mümkün mertebe uzak durun.

 * Beslenme planınızda yeteri kadar vitamin, mineral ve besin grubunun bulunduğundan emin olun.

 * Özellikle testosteron kilo artışına sebep olduğu için; kaslarınızın güçlenmesine destek olmak adına spor yapın.

 * Karaciğerinize olumsuz etki oluşturmamak için sigara ve alkolden uzak durun.

 * Ruhsal açıdan olan değişimleri dengelemek için yeterli profesyonel yardımı aldığınızdan emin olun.

 * Ve geçen sefer dediğim gibi;
"
Kendinizle alakalı aldığınız her kararda insanlardan önce kendi beden ve ruh sağlığınızı düşünün."

    Spor yaparken steroid kullanmak bir şart değildir. Steroid kullanmadan da beslenme programı ve doğru çalışmayla vücudunuzu geliştirebilirsiniz. Aslında burada önemli olan tek nokta istikrarlı olmak. Kendi vücut tipiniz, metabolizma hızınız ve diğer faktörlere uygun hazırlanan programlarla çok iyi bir şekilde gelişebilirsiniz. Ki bu konuda benim takip ettiğim bir instagram sayfası var. Bu konuda araştırma yaparak sayfaya ulaşabilirsiniz.
    Unutmayın ki; bu beden sizin ve aldığınız her bir karar sizi doğrudan veya dolaylı olarak etkiliyor. Ve kendinizle barışık olmadığınız sürece hayal ettiğiniz görünüme bile kavuşsanız mutlu olamazsınız. Asla sağlığınızdan ödün vermeyeceğiniz bir gelecek dileğiyle, hoşça kalın.
 

   


Selamlar, arkadaşlar. Bugün daha çok motivasyon tadında bir yazı olacak bu yazı, iyi okumalar.

Bazen hayatta almamıza izin vermedikleri kararlar vardır. Hatta, bizde bu sebeple inatlaşarak belki de işleri zorlaştırırız kendimiz için. Bu konular değişkenlik gösterir elbette. Bu yüzden, şimdi belki de "Hayır bu sayılmaz." diyor olabilirsiniz. Benim demek istediğim şey şu; savaşınız kutsal bir şey elbette, bunun bende farkındayım. Peki, bu savaşta kendinize hava almanız için boşluklar tanıyor musunuz? Eğer bu soruya hayır cevabını veriyorsanız, lütfen kendinize bir bakın. 

    Arkadaşlar, dışarıdan her ne kadar güçlü durmaya çalışsanız da , her ne kadar güçlü olduğunuzu sansanız da, her ne kadar kendinize durup dinlenmek için fırsat da tanımasanız... Sizler de insansınız; yorulabilirsiniz, düşebilirsiniz, üzülebilirsiniz, depresif bir duygu durumuna bürünebilirsiniz. Bunlar gayet normal, sizler insansınız ve zor bir savaş veriyorsunuz. Hem kendi bedeniniz, hem de aile yapıları yoruyor sizi belki. Bu yüzden; 

* Lütfen kendinize hava alabileceğiniz bir nokta oluşturun. O an dertlerden uzaklaşabileceğiniz, bir şeyler hakkında kendinizi yıpratmayacağınız bir alan olsun.

*Kendinizle alakalı aldığınız her kararda insanlardan önce kendi beden ve ruh sağlığınızı düşünün.

*Karar alırken acele etmeyin.

*Kendinizi belirli kalıplara sıkıştırmayın, nasıl rahat hissediyorsanız öyle yaşayın.

*Belirli tepkileri vermek zorunda olduğunuzu düşünmeyin yada insanların sizi zorunda bırakmasına izin vermeyin.

*Aldığınız her kararda iyice düşünmeye iyi ve kötü noktalarını görmeye dikkat edin.

*Cinsiyet ve cinsel yönelim konularını yeterince uzman olmayan insanlarla konuşmayın.

*Kendi iradenize dolaylı olacak şekilde hiçbir müdahaleyi kabul etmeyin.

*Eğer trans iseniz sizlerin yeterince maskülen/ feminen görünmediğini söyleyen insanları hayatınızdan çıkarın.


Hayat kendinize müdahale ettirmeniz için çok kısa. Güzel ve temiz bir hayat yaşamak için iç sesinizin size rehberlik etmesine izin verin. Aynada gördüğünüz kişiyi sevin çünkü siz çok özelsiniz.

Sevgili dostlar, kendinize çok iyi bakın; sağlıcakla kalın. 





 Binder nedir?

    Trans erkek, Non-binary, maskülen görünümü arttırmak için kullanılan ve göğüse sarılan yada göğüsü sıkıştırarak daha düz görünüm elde etmeye yarayan iç giyim malzemesidir. Binderler hakkında konuşmadan önce binderin kullanım önerilerinden bahsedeceğim.

* Binderleri kullanırken nefes almanıza hayati şekilde tehlike oluşturmayacak binder kullanmalısınız.

*Binder kullanırken spor yapmamalısınız.

*Anksiyete yada panik atak problemleriniz varsa ve kriz geçiriyorsanız o anda binderinizi üzerinizden çıkaramasanız bile klipslerini açmalısınız yada güvendiğiniz biri yanınızda varsa binder taktığınızı söylemelisiniz.

* Diğer yandan binderi 6 yada 8 saatten daha uzun süre giyinmemelisiniz. 

* Eğer astım gibi kronik rahatsızlıklarınız varsa binder kullanmadan önce doktora danışmalısınız.

    Şimdi gelelim diğer konuya; binderler günümüz ekonomik şartlarına göre kimi zaman pahalı olabiliyor. Bu yüzden; evde kendi çabalarımızla kamufle etmeye yarayacak şekilde bir şeyler yapmaya çalışabiliriz.



 *Bandaj: Ortapediyle alakalı malsemeler satılan yerlerden temin edebilirsiniz. Lastikli bir yapısı vardır. Günlük hayatta kayma yapabilir yada nefes almanızı zorlaştırabilir.

 

 

*Korse: Bel yada şort şekilli korseleri ister kendiniz keserek dikebilirsiniz yada bunu terzide yaptırabilirsiniz. Uzun vadede kesin çözüm olmasa da ilk binderinizi kullanıyorsanız yada durumunuz yoksa tercih edebilirsiniz. Gerisi tamamen hayal gücünüze kalmış.

 *Binder: İnternette binder satışı yapan belirli instagram sayfaları var. Eğer binder alıp kullanmış belirli arkadaşlarınız yada tanıdıklarınız varsa onlara sorarak bilgi alabilirsiniz. Yada youtube, instagram, twitter üzerinde görünür olan trans arkadaşlara sorabilirsiniz. 

 

*Trans Tape: Göğüsü bedeninize bantlayabilmenizi sağlayan bir bant çeşidi. Türkiye`de satılan versiyonu kaliteli olmasa da yurtdışı üzerinden bunları temin edebileceğiniz yerler var. Kullanım şekilleriyle alakalı internet ve youtube üzerinden bilgi toplayabilirsiniz.


**Not: Yukarıda listelediğim hangi ürünleri kullanırken lütfen bedeninizin sağlığına dikkat edin. Hayalinizdeki görünüme kavuşmayı ne kadar çok istediğinizi biliyorum, ama sağlığınızın bozulması yada bedeninizin hasar alması emin olun bu süreci geciktirecektir.

    Sonraki zamanlarda göğüs küçültmek için antreman önerilerinde bulunacağım. Kendinizi hayal ettiğiniz şekilde yaşayabileceğiniz günler görmeniz dileğiyle. Kendinize çok iyi bakın, seviliyorsunuz.



  




  LGBT bireyi olmak, dini inanç olarak belirli bir kesimden farklı olmak, bizim siyasi görüşümüzü etkiler mi?



    Bu insanlara göre şaibeli bir konu olsa da aslında normalde olması gereken; etkilememesi. Çünkü, siyaset genel olarak ülkenin o zaman içindeki yönetilme şekliyle alaklıdır. Siyasi olarak duruşumuzun sebebi bu bahsettiğim kavramlar ise, aslında toplumda gözden geçirilmesi gereken çok şey vardır. Baktığımız zaman; toplum fertlerinin tamamen aynı şeyleri düşünmesi yada tercih etmesi olasılıksal olarak mümkün değildir. "Beş parmağın beşi bir değil" derken bundan bahsediliyor. 

    Toplumda farklı görüşte veya farklı tercih / yönelimde olan insanlar bulundukça fikirlerin zenginliği artar. Aynı firleri olan insanların sırf aynı şeyleri savundukları/ düşündükleri için kavga ettiklerini hiç görmedim. Buna dayanarak söyleyebilirim ki; önemli olan aynı düşüncelere değil farklı düşüncelere karşı hoşgörülü olmaktır.

    İnsanlık; merhamet, hoşgörü ve empatiyle belli olur ne de olsa. Önemli olan, sizden farklı insanlarla yan yana nasıl yaşadığınızdır. Bir siyasi partiyi desteklerken; ekonomik, eğitimsel yada askeri olarak vaatlerini değerlendirerek ona göre seçmemiz gerekirken, birbirimizi etiketlere yada fikirlere göre ayrıştırmamız ise genel olarak bizlerin hatasıdır.

    Toplum içinde birbirimize eksik yönlerini kapatacak şekilde yardımcı olmamız gerekirken, kendimizden veya grubumuzdan başkasını düşünemez olduk. Bunun sebebi; bir gün sıranın bize geleceğinden korkmak veya biz yapmazsak başka kimsenin bize yardım etmeyeceğinin farkındalığı değil de nedir? Bunu yaparken bile ayrımcılığa veya dengesizliğe sebep oluyoruz. Bunu belki farkında olarak yada belki farkında olmadan yapıyoruz ama sonuç olarak yapıyoruz.

    Kısaca bu tutumun toplumdaki belirli bireylere veya bir kesime verebileceği potansiyel zararı kabaca listelemek gerekirse;

* Toplumdaki iki kesmin birbirine karşı sert tepkiler vermesini tetikleyebilir,

* Bu olaylar içinde yer almayan sadece bu yönelim veya vasıfları bulunan insanların psikolojisine zarar verebilir,

* İki kesimden herhangi birinin bu görüşlerle belirli şeyleri suistimal etmesine sebep olabilir,

* Toplumun sanat ve edebiyat konularındaki gelişimi azalabilir,

* Şiddet vakalarının artışına sebep olabilir,

* Ahlak, erdem gibi kavramların bireysellikten çıkıp toplumsal olarak değerlendirilmesine sebep olabilir,

* Eğitim önceliğinin değişmesine sebep olabilir.

      Bu ihtimaller sadece bizleri değil gelecek nesilleri de etkileyebilir; çünkü bu şartlarda yetişen genç yada çocukların da fikrinin bu ön yargılara yatkın olabileceğini biliyoruz. 

      Zamanla bunu bir şekilde azaltacağımızı yada tamamen bırakcağımızı temenni ederek yazımı sonlandırıyorum. Birey değil, toplumca gülümseyebileceğimiz günleri dileyerek; hepiniz sağlıcakla kalın, seviliyorsunuz.